PUŞKAR: RAJASTAN ÇÖLLERİNDE BİR VAHA

İnsan, Hindistan’ın Ganj kıyısındaki kutsal kent Varanasi’de hinduizmin görselliğini en derin tonlarında yaşarken, yadırganacak boyutlardaki temizlik anlayışını tiksinti ile karışık bir duyguyla hoş görebiliyor ama buradaki Hindistan çok daha farklı. İnsanda hoş duygular yaratan, sıcacık, tertemiz bir şey.

Kalacağım hotele yürürken aslında tüm kasabayı da görmüş oluyorum. Rahatça yürünülebilen, küçük bir yer burası. Hindularca kutsal bir hac yeri olan gölün kıyısında, göle inen merdivenleriyle sayısız gat (Hindu inancına göre yıkanma ve dua için gelinen yer) var. Aynı gatları, Varanasi’de kutsal Ganj Irmağının, Khajuraho’da da küçük gölün kıyısında görmüştüm.

PUSHKAR LAKE

PUSHKAR LAKE

Otelim Bharatpur Palace, bu kutsallığın içinde eski dönemlerden kalma sade bir saray yavrusu gibi. Girişteki emniyetli alan, motorsikletliler için ideal bir park yeri. Küçük beton avluya bakan odalar, maviye boyanmış çift kanatlı ahşap kapılarla örtülmüş. Dar bir beton merdivenden üst terastaki odalara çıkılıyor. Banyolu odada ısrar edince, mecburen caddeye bakan girişin üzerindeki odayı almak zorunda kalıyorum. Odamdan yandaki odaya açılan çift kanatlı bir iç kapı daha var ama kilitli. Ahşabın aralıklarından büyük bir yatak olduğu görülüyor. Dilerim misafirim olmaz.

Öğle yemeğini backpacker’ların tercih ettiği Om Şiva Restoranın açık büfesinde yiyorum. Ne kadar yiyebilirsen ye sadece kırk rupi (bir dolardan az). Bence keyifli bir şey. Dal dedikleri mercimek çorbalarına bayılıyorum. Domates çorbalarını şeker karıştırarak yaptıkları için pek hoşuma gitmiyor.

PUSHKAR LAKE

PUSHKAR LAKE

İnsan, Hindistan’da birazcık olsun hijyenik koşulları göz ardı edemezse rahat olamıyor. Anadolu insanı olarak biraz alışkanlığımız var ama burada en sıradanından en lüksüne kadar tüm yemek yenecek yerlerin mutfakları uygun hijyenik koşullardan oldukça yoksun. Bu nedenle mümkün olduğunca pişmiş ve kabuklu yiyecekleri tercih ediyorum. Yemeğin sonunda, küçük bir kap içerisinde getirdikleri muz tatlısı çok enfes.

Akşam üzeri yine sokaklardayım. Ana caddenin her iki tarafı turistik eşya satan dükkanlarla, küçük restoranlarla dolu. Herkes sıcakkanlı. Canlı ve dinamik bir atmosfer var.

PUSHKAR LAKE

PUSHKAR LAKE

Yürüyerek gölün doğu kıyısındaki gat’a gidiyorum. Günbatımının izlenebileceği en güzel noktalardan biri olan bu yer, sanki gizli bir anlaşmayla yabancı gezginlere bırakılmış gibi. Burada ritüel için gelen hindu görmek mümkün değil. Etraftakilerin büyük çoğunluğu genç gezginler. Çoğunun da saçları rastamanlar gibi tiftik tiftik. Beyaz ve hintlilerden oluşmuş bir perküsyon grubu güzel bir ritm tutturmuş, doğaçlama gidiyorlar. Güneşin kutsal gölün üzerinde batışı gerçekten harika. Müzikle bütünleşen, ayrıcalıklı, sevgi ve huzur dolu bir zaman dilimi.

Gecenin ilk saatlerinde sarayımın balkonundan gölü seyrediyorum. Göl son derece sakin, dümdüz. Gatlara bırakılmış mumların ışıkları muhteşem bir görüntü yaratıyor. Gecenin sessizliğinde, yan taraftaki gattan gelen mistik ilahinin sesi, ruhumun derinliklerine işliyor. Ben bir garip gezgin, memleketimden binlerce kilometre uzakta, vatandan ayrılışımın birinci haftasında, Puşkar’da yalnız başına…

Bu kutsal kentte, çok yoğun bir mistizmi en derinliklerimde hissettiğim, içimdeki öze dokunduğum müstesna bir zaman dilimi. Geç saatlere kadar uzun uzun içimdeki ben’i sorguladığım huzur dolu bir gece. Böylesine müstesna bir güzelliği bana yaşattığı için O’na sonsuz şükranlar.

This entry was posted in KEŞİF NOTLARIM, SEYAHAT.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir