KARNİ MATA; FARELİ TAPINAK

Belki de hayatım boyunca bir benzerini yaşamayacağım son derece sıradışı bir gün. Nasıl bir tepki vereceğimi merak ediyor ve bu tecrübeyi de mutlaka yaşamak istiyorum. Hedefim, Bikaner’den otuz kilometre uzaktaki Deşnok.

Hindistan’da binlerce tapınak var. Fakat, Karni Mata’daki ibadet, bizim kültürümüze son derece ters gelebilecek bir ritüeli içeriyor. Hindistan Hükümetinin 1990ların başından itibaren uyguladığı bir kampanya ile ülkedeki fare nüfusunun oldukça azaltılmasına karşın, Karni Mata’da yaşayan hemcinslerinin çok önemli bir ayrıcalığı var.

Gelecekteki enkarnelerinde çok önemli spiritüel kişiler, sadular olarak dünyaya gelecek kişilerin ruhlarının şu anda bu farelerin bedeninde olduklarına inanıyorlar. Bu nedenle de bu fareler kutsal kabul ediliyor.

Tapınağın en dış kapısında zorunlu olarak ayakkabılarımı çıkartırken, kafamdaki tek düşünce buradan bir hastalık kapmadan çıkabilmek oluyor. Böyle bir şey olmayacağına odaklanarak içeriye girdiğimde, hemen birkaç tanesinin duvar diplerinde fütursuzca dolaşması dikkatimi çekiyor. İçerideki yoğun koku, insanı rahatsız edici boyutlarda. Bunun dışında herhangi bir ürperti, korku, tiksinme hissetmemem benim için de şaşırtıcı. Bir süre sonra kokuyu duymamaya başlıyorum.

İkinci ana kapıdan geçtikten sonra girdiğim küçük avlunun bir köşesinde, onlarcasını su dolu bir leğenin etrafında su içerken görüyorum. Küçük avluda tam karşıma gelen bölüm, asıl kutsal mekan. Pirinç metal korkuluklarla oluşturulmuş yolu izlemem gerekiyor.

Hindular, uzun uzun dua edip yere eğilerek ritüellerine başlıyorlar. Hindu kadınlardan biri, yerdeki özel bir bölüme dökülmüş, üzerinde farelerin dolaştığı buğdayları avuçlarına alıyor ve yere kapanarak yüzüne sürüyor. Bir erkek, eğilerek farelerin daha iç bölüme geçtikleri eşiğin üzerine alnını koyup öylece hareketsiz kalıyor. Bazıları sadece dua etmekle yetiniyor ve onlar için getirdikleri özel yiyecekleri sunuyor.

Bu, biz batılıların kolay kolay anlayamayacağı bir Hindistan realitesi. Ne kadar hoşgörülü olmaya çalışırsak çalışalım yine de kabullenmekte çok zorlanacağımız bir dini ritüel ve inanç şekli…

Tapınağın karşısında Bikaner’e giden bir otobüs görüyorum. İçerisi oldukça kalabalık ama hemen şoförün yanında bir yer açıyorlar. Tapınaklarını ziyaret ettiğimden midir bilemiyorum herkes bana karşı saygılı. Dikiz aynasının üzerinde tapınağın ana bölümünün tasvir edildiği bir resim asılı. Fareler ve Tanrı Şiva yanyana. Tüm doğallığımla, hiçbir tiksinti duymaksızın Bikaner’e dönüyorum.

 

This entry was posted in DESTİNASYONLAR, SEYAHAT.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir