Category Archives: PROJE YÖNETİMİ

İŞ YAŞAMI BİR SANATTIR…

Kişinin kendini sürekli geliştirmesi, yaşamın tüm alanında geçerli olan en önemli hususlardan birisidir. Birey tüm yaşamı boyunca, özel yaşamından iş yaşamına kadar birçok zorlu durum ve sınavlar ile karşılaşır. Cesaret denemelerinden, kendine olan inancına kadar yüzleşmesi gereken birçok durum ile yüz yüze gelir. Kendini hangi duygu ve inançlar ile beslediği yaşadığı durumlarda sürekli olarak karşısına çıkmaktadır.

Birey, tüm yönleri ile bireydir. Sahip olduğu her şey, onu ifade eder ve tamamlar. Hangi üniversiteyi bitirdiğinizin ya da hangi meslek dalında olduğunuzun pek bir önemi yok. İş yaşamında da başarı için sadece diploma yeterli değildir. Kendini ifade edebilme, pozitif olabilme, kendine güvenme ve daha birçok nitelik bireyi bütün kılar. Sadece teknik bilgiye sahip olmak, bir işte başarılı olabilmeyi garanti etmez. Kendini ifade edemedikten sonra, hangi diplomaya sahip olduğunuzun pek te önemi yoktur.

İş yaşamındaki sorunların üstesinden gelebilmek için birçok özelliği kendimizde beslemek ve barındırmak gerektirmektedir. Bunun için kişinin kendini geliştirmesi, kendi benliğine yatırım yapması, farkındalık ve bilinç yolunda çalışması çok önemlidir. Kişi kendi iç dünyasında başarılı olabildiği ölçüde, dış dünyada da başarılı olabilir. Kişinin kendini tanıması, inançlarının bilincinde olması çok önemlidir. Kendini gözlemleyen insan, kendini tanımaya başlar; tanıdıkça kendini dönüştürebilme süreci de devreye girer.

İş yaşamında, diplomanızın yanı sıra, ne kadar pozitif olduğunuz, kendinize ne kadar inandığınız ve kendinizi ne derece ifade ettiğiniz büyük önem taşır. Kendini ifade edemedikten sonra sahip olduğunuz unvanların pek te önemi yoktur. Kurumlar, organizasyonlar içinde sadece diplomanızla değil, sahip olduğunuz tüm karakteristik özelliklerle de var olursunuz. Bu yüzden iş yaşamında başarı için, teknik bilgi birikiminde olgunluk kadar, içsel olarak kendini geliştirme, iç dünya üzerinde çalışma da çok önemlidir.

İnançlar üzerinde çalışılması, kişisel gelişimde çok önemlidir. Kendimize ne kadar inanıyoruz, kendimizin ne kadar arkasındayız, zorlu durumlarla karşılaştığımızda içimizden yüzeye çıkan duygu nedir? Hangi duygularımız baskın ve hayatımıza şekil vermektedir? Tüm bunların farkında olan birey, kendini hangi alanda tamamlaması gerektiğini de bilir.

Bir insanın iç enerjisi, sürekli olarak dışına yansıyarak, diğer insanları da etkileyebilme noktasına ulaşır. Cesaret sahibi olmayan, kendine inanmayan biri, iş yaşamında zorluklar ile karşılaştığında, takındığı tutum ve içinde bulunduğu ruh halini diğerlerine de yansıyacaktır. Aynı şekilde kendine inanan biri, zorluklarla karşılaştığında, kendisi pozitif olduğu için etrafındakileri de pozitif yönde motive eder.

Kişi mesleğine içinde bulunduğu ruh halini de katar ve bu ruh hali, iletişime geçtiği insanlara da yansır. Bir mağazaya girdiğinizi ve bu mağazada yüzü asık bir tezgahtar ile karşılaştığınızı düşünün, sizin üzerinizdeki etkisi nedir? Aynı şekilde bir mağazaya girdiğinizi ve sizi güler yüzle karşılayan biri ile iletişime geçtiğinizi düşünün. En küçük boyuttaki işletmelerden en büyük kurumlara kadar çalışanlar, müşteriler ve diğer çalışanlar üzerinde etki yaratırlar. Biri diğerini etkiler, böylece zincirleme bir etkileşim sürekli olarak devrededir.

Birey, kendine inandığı sürece başarılı olabilir. İnanç, bireyi başarıya taşıyacak olan gerekli motivasyonu sağlar. Kendi üzerinde çalışan biri, sürekli olarak kendini tamamlama yolunda ilerler ve iç dünyasında gerçekleşen bu dönüşüm, dış dünyayı da şekillendiren hammadde haline gelir. İş yaşamı inişli çıkışlıdır. İş yaşamında karşılaşılan zorlukların üstesinden gelebilmek için, kendine inanan, güvenen, irade ve pozitif odak sahibi bireylere ihtiyaç vardır. Bu özelliklere sahip olan bir birey, şirketin atardamarı gibidir. Şirket içinde gereken motivasyonu, kendi iç dünyasında taşıdığı motivasyonu yayarak etrafına salar. Kendine has olan motivasyonu başkalarını da etkileyerek, diğerlerinin de motive olmalarına olanak tanır.

Şirket yöneticileri, her şeyden önce çalışanları bir bütün olarak ele almalıdır. Dikkat etmeleri gereken sadece diploma ve teknik bilgi olmamalı, çalışanın kişiliği, kendine olan güveni, başarı motivasyonu, kendini ifade edebilme yeteneği ve pozitifliği de olmalıdır. Şirketi başarıya taşıyan çalışanlar, çalışanları başarıya taşıyan ise iç dünyalarıdır.

Dr. FARUK BUDAK

KURUMSAL POZİTİF ENERJİ YARATABİLİYOR MUYUZ?

Kurumlar, ortak çalışma alanlarıdır. Bu ortak çalışma alanlarında işlev gören bilgi birikimin yanı sıra kişilerin ruhsal durumlarından kaynaklanan ve karşılıklı olarak akan enerjinin varlığı da önemlidir. İşte bu enerji, bilginin pratiğe dönüştürülmesi sürecinde, önemli bir faktördür.

Negatif atmosfere sahip mekânlar, negatif odaklı insanların yaydıkları enerjinin etkisi altındaki alanlardır. Böyle bir ortamda bilgi birikimi ne kadar geniş ve yoğun olursa olsun, ortamın atmosferi bilgi akışını etkiler. Böylece var olan bilgi, kısıtlanmaya ve bireyler arasındaki enerji akışındaki tıkanıklık nedeni ile işlevsiz kalmaya mahkûmdur.

Pozitif atmosfere sahip mekânlar, pozitif odaklı insanların yarattığı alanlardır. Böyle bir ortamda bilgi, rahatça akışa geçer. Atmosferin verdiği rahatlık, bilgi akışını ve kurumsal verimliliği hızlandırır.

Kurum içerisinde negatif ya da pozitif atmosferi oluşturan, çalışan insanlardır. İnsanın ruhsal durumunu da kendisi hakkındaki inançları belirler. Kişi, işi ile ilgili bilgi birikimine önem verdiği ölçüde, kendi kişisel gelişimine de önem vermelidir. Bu anlayış, çok boyutlu olarak profesyonelleşmesine yardımcı olur. Her düzen, birbirine bağlı zincirlerden oluşur. Zincirin her bir halkası ne kadar gelişir ve kuvvetlenirse, zincir de o derece güçlenecektir.

Kendini geliştirebilen birey, ortak çalışma alanındaki başkalarını da geliştirebilir. Kendine güvenen biri, başkalarına güvenebilir. Kendini geliştirmede başarılı olan biri, başkalarını ve çalıştığı kurumu geliştirmede başarılı olabilir.

Nasıl bir iş arkadaşı ile çalışmak size daha çok keyif verir? Geniş iş bilgisine sahip fakat negatif biri ile mi? Geniş iş bilgisine sahip aynı zamanda pozitif olan biri ile mi?

İşi hakkında geniş bilgiye sahip fakat kendini kişisel olarak geliştirmede yetersiz kalan biri, yarım bir çalışan gibidir. Birey, işi hakkında gerekli tüm bilgiye ve profesyonelliğe sahip olabilir fakat bireysel gelişiminde de kendini pozitif gelişim için eğitmiyorsa, başarılı olma şansı zaman içinde azalacaktır.

Kişinin ruhsal durumu, onun bilgisini pratiğe dönüştürmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Kendine güvenen, insan ilişkilerinde pozitif tutum içinde olabilen, kendine ve diğerlerinin başarısına inanan bir birey; bilgisini uygulamaya geçirmekte ustadır. Çünkü çok boyutlu bir profesyonel kimlik taşımaktadır. Bilgisini, hem kendine hem de başkalarına hizmet ile birleştirmekte, böylece kendini her yönden ifade edebilmektedir. Aynı şekilde bilgi birikimine sahip fakat kişisel gelişimi üzerinde başarısız olan bir birey de, çok boyutlu düşünüp hareket edemez. Bu yüzden çalışan bir birey çok boyutlu olduğu zaman başarıyı geçerli kılabilir.

İş yaşamında profesyonel olmayı gerçekten başarabiliyor muyuz? Profesyonel olmayı başarmak isteyen kişi, iş yaşamında ihtiyaç duyacağı bilgileri sürekli genişletmeye çalışırken aynı zamanda kendini kişisel olarak ta geliştirmelidir. Kurumsal başarı, ancak teknik bilgi ve bireysel gelişimin uygun bir şekilde sentezlendiği pozitif enerjili ortamlarda elde edilebilir.

Dr. Faruk BUDAK, PMP

PROJE YÖNETİMİNDE TAKIM İLETİŞİMİ

Proje yönetiminde “insan unsuru” asla önemini yitirmeyecek önemli bir faktördür. Projeler insanlar tarafından yürütüldüğü için, bu unsurlar arasındaki iletişim de önemli bir olgudur.

İnsanı birer obje ya da eşya gibi gören yönetim anlayışları iflas etmeye mahkûmdur. İnsan, saygı görmek, nezaket gösterilmek ister. Birer makine değiliz ve bizim de karşılanması gereken üst düzey ihtiyaçlarımız vardır. Hepimiz, sevilmek, takdir edilmek, güvenlik ihtiyacımızı karşılamak, sağlıklı olmak, başarılı olmak istiyoruz. Bu beklentiler, tüm çalışan ve üreten insanların buluştuğu bir ihtiyaçlar ortak paydasıdır.

İş ortamında çalışan bireylerin arasındaki saygı, sevgi ve birbirlerine verdikleri değer, o kurumun başarıya ulaşabilmesi açısından temel ihtiyaçlardan biridir. Proje takımlarında da projenin başarı ile sonuçlanabilmesi için takım üyeleri arasındaki saygı, işbirliği ve değer verme çok önemli bir faktördür. En iyi proje takımları, bireylerin birbirlerine değer verdiği, saygı gösterdiği gruplar olmaktadır. Bunu kendi ekibimizde, nasıl sağlayabiliriz sorusunun cevabı çok basit ve net olarak verilebilir.” Size nasıl davranılmasını istiyorsanız insanlara öyle davranın”. Bu çok basit kural, iyi bir takım iletişimi için anahtar roldedir.

Takım içindeki iletişimi nasıl canlandırabilir ve olumlu ivme kazandırabiliriz sorusuna vereceğimiz cevabı biraz daha detaylandırırsak karşımıza uygulaması oldukça kolay bazı püf noktalar çıkmakta.

• Hatalı olduğunuzda bunu kabul edin.
Hatasız kul olmaz. Doğal olarak hepimiz hata yaptık, yaparız ve gelecekte de yapmaya devam edeceğiz. Yapılan hatanın hemen ardından takım elemanlarının görmek istediği şey bu hatanın nasıl çözümlendiği hususudur. İşte asıl ilişkileri ve iletişimi etkileyen nokta burasıdır. Maalesef şark mentalitesinden gelen bir toplumun bir bireyi olarak hatalı olduğumuzu kabul etmek kolay değildir fakat bunu yapabildiğimizde takımdakilerin size olan saygılarının artacağı muhakkaktır. Unutmayalım ki karşımızdaki insan alçakgönüllülük, olgunluk, zarafet gösterdiğinde ona karşı biz de sempati besler, saygı duyar ve kendimizi ona daha yakın hissederiz. Bu nedenle hatalı olduğumuzda bunu kabul etmemiz önemli bir davranış şeklidir.

• Hoş görülü olun, yardım etmekte gecikmeyin.
Günümüzün rekabetçi iş ortamı, spesifik konularda uzmanlaşmayı gerektirmektedir. Dolayısı ile herkesin her konuyu bilmesi imkânsızdır. Bizden yardım isteyen bir takım elemanına hoşgörü ile yaklaşmamız gerekir. Sürecin işleyişi sırasında zaman zaman bizim de onun yardımına ihtiyaç duyacağımız sorunlarla karşılaşabiliriz. Takım içerisindeki herkes bilgi ve tecrübe birimini paylaşabiliyorsa, oluşan ortak ve büyük güç ile tüm sorunların üstesinden gelinebilir. Yine şunu unutmayın ki bu tür “yardımsever” kişiler, takım içerisinde her zaman olması istenen, saygı duyulan, aranan kişilerdir.

• Direkt temas kurun.
İletişimde “direk temas” oldukça önemlidir. Mümkün olabildiğince “yüz yüze iletişim” en sağlıklı iletişim şeklidir. İletişimde olmanız gereken paydaşlarla yüz yüze ya da telefonla iletişim kurmaya çalışın, onların mümkün olduğunca toplantılarınıza katılmalarını talep edin ve böylece iletişim problemlerini minimuma indirmeye çalışın. E-postalar, maalesef şu andaki teknolojik düzeyleri ile sesimizi, tonumuzu ve vücut dilimizi aktaramamaktadır.

• Her hafta bir takdir notu yazın.
“Takdir edilmeyen davranışlar, iş süreçlerini olumsuz etkiler” deyişinden yola çıkarak takdir edilmenin bir insan için ne kadar önemli olduğunu, ona ne kadar olumlu bir motivasyon kazandıracağını unutmayınız. Bu tür notlar, özel takdir belgelerinin çalışanlar tarafından özellikle saklandığını, önem verildiğini unutmayalım ve bir yönetici olarak bu konuda cimri olmayalım. Üstelik, bu olumlu davranışınızla diğer takım üyelerine bir rol modelliği yaparsınız. Bu, aynı zamanda bir güven duygusu da yaratır.

• Güzel şeyler yapın.

Proje yöneticisi bir örnek rol modeli olarak, diğer takım üyelerine karşı hep saygılı ve kibar davranmalı, her zaman cana yakın, mütevazı ve yardımcı olması gerekir. Bu tür ince davranışlar neredeyse hiç zaman almaz ve projenin, organizasyonun ya da takım ruhu açısından beklenenden fazla olumlu etki yaratabilir.

Kendinize gösterilmesini istediğiniz incelik ve saygıyı diğerlerine de göstermemiz gerekir. Bunu, siz ve karşınızdaki proje elemanı arasındaki bağları ve güveni artırmak için bir fırsat olarak görün ve bu konuda çaba harcayın. Eğer olumlu ve yapıcı davranışlar sergiler ve eleştiriden kaçınırsanız, iyi bir iletişimci olma konusunda ciddi mesafe kat etmiş olursunuz.

Dr. Faruk BUDAK