İŞ YAŞAMINDA FARKINDALIK – 3

AYNALAR
Günlük yaşamımızda “tesadüf” olarak nitelediğimiz birçok küçük olay, aslında görmek istemediğimiz ve görmekten kaçındığımız işaretlerin birer yansımasıdır. Bizim dışımızdaki her şey, bizi bize yansıtan aynalarımızdır.

Bu, sizin için yeni, karmaşık ve anlaşılması zor bir bilgi olabilir. Nedir aynalar? Temeli nedir?

Pozitif enerji pozitifi, negatif enerji de negatif enerjiyi çekmektedir. Negatif düşünmeye başladığınız an, sanki bir zinciri tutmuşsunuz gibi zincirin diğer başka negatif halkalarına yani negatif düşüncelere de yakalanırsınız. Ve düşünce tarzınız gereği doğal bir sonuç olarak ta etrafınıza negatif enerjili insanları ve olayları çekersiniz. Bunu asla unutmayın, her şeyi DÜŞÜNCE yaratır, yani sizin düşünceleriniz. Ve siz bu olay ve insanları, kendinizin size çektiğinin farkında bile olmazsınız. Çünkü orada olmayı seçtiğiniz negatif düşünce platformu, bu olaylar ve insanlarla doludur.

Pozitif düşündüğünüz zaman; beraberindeki zincirle pozitif düşünceleri de kendinize çekersiniz. Bu düşünce platformunda pozitif olay ve insanları da… Öyleyse; sizin dışınızdaki insanlar ya da olaylar; sizler için artık terk etmemiz ve eskide kalmış olması gereken bir inanç olan “tesadüf” değil; farkındalığı daha yüksek olma halini seçmiş olan insanın; kendi düşünce boyutu ile kendine çektiği olay ve insanlardır. Yani çevrenizdeki insanlar tesadüf sonucu yakınınıza gelmiş kişiler değil; düşünce boyutunuz ile aynı frekansta olup size doğru çekilen kişilerdir. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” deyişi bu açıdan önemlidir.

Etrafınızdaki insanların nelerinden şikâyet ediyorsunuz? Nelerini sevmiyorsunuz? Biraz düşünün. Aslında şikâyete hiç hakkınız yok. Aslında onlar sizin aynalarınız. Çünkü onlar, size kendinizle ilgili kabul edemediğiniz şeyleri yansıtmakta oldukları için umursuyorsunuz, yoksa umurunuzda bile olmazdı. İşte bu yüzden etrafınızdaki bazı insanlara kızıyor ve sinir oluyorsunuz. Etrafınızdakilerden şikâyet etmek, insanların size hangi özelliklerinizi yansıttığını görememek demektir. Şikâyet etmek, sorumluluktan kaçma; kendi algılama boyutlarınızın ötesine geçememek, farkındalığa varamamak, iç dünyanızı bilememek demektir.

Size değersiz bir insanmışsınız gibi davranan bir insanı düşünün. Bu insan sizin hayatınızda tesadüf sonucu olarak mı var? Yoksa… Onun, hayatınızda tesadüf sonucu olmadığını ona kızmanızdan anlayın. Bu insan tesadüf sonucu olmayan bir düzenleme ile sizin hayatınıza girerek, farkında olmadan size vermek istediği ve sizin de ondan almanız gereken bir dersi vermeye çalışıyor. Eğer siz bunun farkında olmazsanız; o insanı hayatınızdan çıkarsanız bile o insanın özelliklerine sahip başka bir insan ya da olaylar zinciri, sizin hayatınıza girip aynı sıkıntıları size yaşatacak demektir. Bundan kaçmanıza asla imkan olmayacağını da iyi biliniz.

Tesadüf asla yoktur; sadece siz olgun bir insan olarak farkında olamadığınız olaylara “tesadüf” etiketi yükleyerek kolaycılığı seçmektesiniz. Burada önemli olan nokta; olaylardaki işaretlerin farkına varabilmek ve bu farkındalık ile kendinizi bir üst platforma yükseltebilmektir. Sizin aynanız olan bu insan, siz kendinize değer vermediğiniz için sizin hayatınızda. Çünkü size bunu göstermek için var, gerçekte sizi değersiz kılmak için değil. Bunu fark ettiğiniz anda farkındalık sürecine girersiniz. İşte “ayna” dediğimiz şey, çıkmaz gibi görünen labirentin duvarlarında gizlenmiş geçiş kapısıdır.

Hayatınızdaki her kez ve her olay sizi size yansıtan aynalarınızdır. Tesadüfler yoktur ama fark edilmeyen işaretler vardır. İşte bu işaretler aynalardır… Aynalar sizin dışınızdaki her şeydir ve siz bu aynaların merkezindesiniz.

Dr. Faruk BUDAK

This entry was posted in PROJE YÖNETİMİ.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir